Orada Alplerin içinde aydınlık gecedir daha, ve bulut, Neşeliyi şiirleyerek örter orada esneyen koyağı. Oraya buraya toslar, yuvarlanarak şakacı dağ havası, Çamların arasından dikine pırıldar aşağıya ve yiter bir ışın. Yavaşça ivedilenir ve dilegelir neşeden titreyen Kaos, Biçiminde genç ama güçlü, kutlar sevgi çatışmasını Kayaların altında, çalkalanır ve duraksar bengi sınırlar içre, Çünkü daha Bakkhusca doğar orada gün. Çünkü sonsuzca gelişir orada yıl ve kutsal Saatler, günler, daha yüreklice düzenlenmişlerdir, birleşmişler. Yine de, farkındadır zamanın şimşek kuşu ve dağların Arasında, yükseklerde süzülerek çağırır günü. Şimdi uyanır köy de, bakar oradan derinliklerin içine, Korkusuz, yüksekliğe alışık, dorukların altından yukarılara. Gelişmeyi sezerek, çünkü şimdiden yıldırımlar gibi düşerler eski Su kaynakları, yıkılanın altındaki toprak nemlenir, Ekho seslenir çepeçevre ve ölçülmez atelye İşler durur gün ve gece boyu, bağışlar göndererek, yoksula.
2
Dingin pırıldar gene de gümüşsü yükseklikler, Güllerle doludur şimdiden yukarıda ışınlı kar. Ve daha da yüksekte, ışığın üstünde barınır saf Kutlu tanrı, kutsal ışınların oyunuyla neşelenerek. Dingin barınır o tek başına, aydınlık görünür çehresi, Yaşam vermeye yatkın görünür o etherce, Neşe yaratmaya, bizimle, nasıl, ölçüyü bilerek, Bilerek soluklananları, çekinerek ve esirgeyerek gönderirse Hakedilmiş mutluluğu kentlere, evlere, yavaş Yağmurları, toprağı açmak için, olgunlaşan bulutları, ve sizi En güvenilir havaları, sonra sizi, yumuşak baharları, gönderirse, Ve yavaş eliyle neşelendirirse yeniden yastakileri, Yenilerken zamanları, o yaratıcı, dingin Yüreklerini yaşlı insanların tazeler, kavrarsa, Ve gelip derinlere dek işlerse, açarsa, aydınlatırsa, Sevdiği gibi, ve işte şimdi yeniden başlar bir yaşam, Çiçeklenir yürek, eskisi gibi, çağın tini gelir, Ve neşeli bir yüreklenme şişirir yeniden kanatları.
3
Çok şey söyledim ona, çünkü, şiirleyenler neyi anlasalar Ya da şarkı yapsalar, çoğunlukla meleklere ve ona dairdir: Çok yakardım, babayurdu aşkına, ki birden Çağırılmadan buyurmasın hemen tin bize; Çok şey size de, babayurdunda tasada olanlara, Kutsal şükranın gülerek kaçakları geri getirdiği, Yurttaşlar! sizin için, taşıdı beni gene de göl, Ve dümenci oturdu dingince ve övdü yolculuğu. Gölün yüzeyinde uyandı bir neşeli dalgalanma Yelkenlerin altında ve şimdi çiçeklendi ve aydınlattı kent Orada erkenden kendini, herhal gölgeli Alplerden Geldi yönlendirilerek ve dineldi şimdi limanda gemi. Kıyı ılık burada ve dostluklu açık koyaklar, Patikalarla güzelce aydınlanmış, yeşilliklerini ve pırıltılarını gönderir bana. Bahçeler uzanır barışmış, parlak yoncalar hareketlenmiş bile, Ve kuşun şarkısı buyur eder gezgini. Herşey tanıdık gözüküyor, çabucak gelip geçen selam bile Dostlardan gelir gözüküyor, her yüz hısım gözüküyor.
4
Değil mi ya! doğduğun ülkedir, yurdun toprağı, Aradığın, yakındır, gelip karşılıyor bile seni. Ve boşuna durmuyor, bir oğul gibi, dalgalarla hışırtılı Kapıda ve boşuna bakıp aramıyor senin için sevgi dolu adlar Şarkılarla bir gezgin adam, kutlu Lindau! En konuksever kapılarındandır ülkenin bu, Çekiyor dışarıya gitmeğe, çok şey vadeden uzaklara, Oraya, harikanın olduğu yere, oraya, tanrısal yabanılın, Yüksek düzlüklerden aşağıya inen Ren’in gözüpek yolu açtığı, Ve kayalardan şen şakrak koyağı çekip çıkardığı yere, Oraya, aydınlık dağlardan geçerek, Komo’ya dek gezinmek, Ya da aşağıya, günün değişimi gibi, geniş göle inmek; Ama daha çekicisin sen benim için, kutsanmış kapı! Yurdagitmeğe, bence bilindik çiçekli yolların olduğu, Orada arayıp bulmağa toprağı ve güzel koyaklarını Neckar’ın, Ve ormanlarını, kutsal ağaçların yeşilini, orada seve seve Birlik kurduğu meşenin dingin kayınlarla, gürgenlerle, Ve dağlarda bir yerin beni dostça tutsak ettiği.
5
Orada karşılarlar beni. Ey sesi kentin, ananın! Gelirsin sen, uyandırırsın bende çok eskiden öğrenilmişleri! Onlardır onlar hala! hala çiçeklendirir güneş ve neşe sizi, Siz ey en sevgililer! ve neredeyse daha parlak gözlerde, eskisinden. Evet, eskisi gibidir hala! Genişler ve olgunlaşır, gene de hiçbiri Orada yaşayanlardan ve sevenlerden, geridurmaz sadakatten. Ama en iyisi, bulgu, kutsal barışın Kuşağı altında yatan, esirgenmiştir o gençlerden ve yaşlılardan. Budalaca konuştum. Neşedir o. Gene de yarın ve gelecekte Gidip seyrettiğimizde dışarıda yaşam dolu tarlayı, Ağacın çiçekleri altında, baharın bayram günlerinde Konuşurum ve umutlanırım çokça sizinle, ey sevgililer, onun üzerine. Çok şey işittim büyük Baba’ya dair ve uzun süre Sustum onun üzerine, o ki gezgin zamanı Yukarıda yükseklerde tazeler ve hüküm sürer dağların üstünde, O bahşeder bize hemen göksel armağanları ve çağırır Aydınlık şarkıyı ve gönderir çokça iyi tinleri. Ah, gecikmeyin, Gelin, siz koruyucular! yılın melekleri! ve siz.
6
Evin melekleri, gelin! damarlarına hepiniz yaşamın, Bütün hepsini neşelendirerek, dağıtsın göksel olan kendini! Soylulandırın! gençlendirin! ki insanca iyi hiçbirşey, ki Günün tek bir saati kalmasın şenlerden uzakta ve hem de Böylesi neşe, şimdiki gibi, sevenler yeniden bulurlarken birbirlerini, Onlara ait olsun, kutsansın uygunca. Kutluladığımızda ekmeği, kimi adlandırabilirim ve Günün yaşamından dinlendiğimizde, söyleyin, nasıl getiririm şükranı ? Yüceleri mi adlandırayım ? Yakışık almayanı sevmez bir tanrı, Onu kavramak, neredeyse çok küçük geliyor neşemize. Susmak zorunda kalırız sık sık; eksiktir kutsal adlar, Yürekler çarpar ve gene de geri mi kalır söz ? Ama çalınan bir çalgı ödünç verir her saate sesleri, Ve neşelenir belki de göksel olan, yaklaşırken. Hazırlar o bunları ve neredeyse varır şimdiden Barışa tasa da, neşelinin altına gelip yerleşen. Tasaları, bunun gibi, ister istemez, ruhunda Taşımalıdır bir şarkıcı, sık sık, ama ötekiler değil.
0- Defa Yorum Yapıldı. Bu Şiir Hakkında Yorum Yap: “Yurdavarış, Hısımlara / . Hölderlin”
Yorum Formu